01Antiocheia’dan Antakya’ya
Antakya, Amanos (Nur) Dağları’nın eteğinde, Asi Nehri’nin iki yakasına kurulmuş bir şehir. Antik adıyla Antiocheia, döneminin en büyük kentlerindendi. 4. yüzyıl yazarları Libanios ve Ammianus Marcellinus, şehrin geceleri sokak kandilleriyle aydınlatıldığını anlatır.
02Asi, Harbiye ve Samandağ
Asi Nehri Lübnan’dan doğar, bölgedeki pek çok akarsuyun aksine güneyden kuzeye akar ve Samandağ’da Akdeniz’e dökülür; adının bu “aykırı” akıştan geldiği anlatılır. Antakya’nın hemen güneyindeki Harbiye, antik adıyla Daphne, şelaleleri ve korusuyla antik dünyanın ünlü dinlenme yerlerindendi. Samandağ’daki yaklaşık 14 kilometrelik kumsal ise Türkiye’nin en uzun kumsallarından biri sayılır ve her yaz deniz kaplumbağalarının yuva alanıdır.
03İnançlar şehri
Kurtuluş Caddesi’nde cami, kilise ve sinagog birbirine yürüme mesafesindedir. Aziz Petrus’a atfedilen St. Pierre Mağara Kilisesi dünyanın en eski kiliselerinden biri sayılır ve 2011’den beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndedir; “Hristiyan” adı ilk kez Antakya’da kullanılmıştır. Habib-i Neccar Camii ise Anadolu’nun ilk camilerinden biri olarak kabul edilir. Farklı inançlardan şarkıcıları aynı sahnede buluşturan Antakya Medeniyetler Korosu bu birlikteliğin bugünkü sesidir; Samandağ’daki Vakıflı da Türkiye’nin son Ermeni köyü olarak bilinir.
04Mozaikler ve taşa oyulmuş bir tünel
Hatay Arkeoloji Müzesi dünyanın en zengin mozaik koleksiyonlarından birine sahiptir. Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi’nde ise 1.050 metrekarelik dev bir taban mozaiği sergilenir. Samandağ’daki Titus Tüneli de Roma mühendisliğinin izini taşır: MS 1. yüzyılda Vespasianus döneminde başlanan, oğlu Titus döneminde sürdürülen bu yaklaşık 1.380 metrelik tünel ve kanal, Seleukeia Pieria limanını sel sularından korumak için kayaya oyulmuştur.
05Hatay Devleti (1938–1939)
Hatay, Türkiye’ye katılmadan önce kısa bir süre kendi meclisi ve hükümetiyle ayrı bir devlet olarak yönetildi. Hatay Devleti 2 Eylül 1938’de kuruldu; Hatay Millet Meclisi 29 Haziran 1939’da Türkiye’ye katılma kararı aldı ve devir teslim aynı yaz tamamlandı.
06Sofrası
Hatay, 2017’den bu yana UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi şehri olarak yer alan dört Türk şehrinden biridir. Avrupa Birliği’nde tescilli Antakya Künefesi’nin yanı sıra humus, tepsi kebabı ve oruk da coğrafi işaretli Hatay lezzetleri arasındadır. Sofraya zahter, nar ekşisi ve biberli ekmek de eşlik eder.
07Gidene “hoş geldin”
Antakya’da yolcu edilen misafire “hoş geldin”, yeni gelene ise “güle güle” dendiğini sık duyarsınız. Anlamı çoğu zaman şöyle açıklanır: “Burası artık senin de evin; gidiyorsan yine gel.” Ben de bu şehri en iyi bu cümleyle anlatabiliyorum.